28 Şubat 2011 Pazartesi

Bir "mutfak" yeter bana...

Herkesin kendini rahat hissettiği kendine ait bir yeri vardır şu hayatta... Kimi için bu çalışma odasıdır, kimi için deniz kıyısında bir café, kimi için bir kaç sayfa kitap okuyabildiği bir tahta bank sakin bir parkta, benim için ise bu yer mutfağım... Mutfağım sakinleşme yerim, sıkıntılarımdan arındığım huzur bulduğum mabedim, orası benim! Her şeyin yeri bana göre, her şey bana ait. Mal mülk önemli değil ama mutfak aletlerim benim için değerli, onlar benim oyuncaklarım. Biri bozulsa, biri beni yarı yolda bıraksa üzülürüm... Tatile gidince ya da çok yoğun çalıştığında herkes evini özler ben mutfağımı özlerim, yemek pişirmez isem bir kaç gün mecburiyetlerden, eksik hissederim. Mutfağım benim, mutfağım aynen "ben"im...

Buyrun size ispatı...


Bu bizim buzdolabımız, hayatımız saklı üzerinde. Sadece eve yemek gönderen restoranların, kuru temizlemecinin, taksi durağının numaraları yok bizim buzdolabımızın üzerinde! Yılların anısı saklı onun her köşesinde. Mesela az yemem gerektiğini hatırlatmak için çok zayıf olduğum bir fotoğraf, spor yapmam gerektiğini hatırlatmak için katıldığım maraton numaralarım, mutlu/özel günlerde çekilen fotoğraflar, yeğenlerimin benim için çizdiği resimler, katıldığım etkinliklerden neşeli parçalar, eve gelen arkadaşlarımızın bıraktığı notlar ve daha neler neler... Hani film şeridi gibi derler ya, o şerit bizim buzdolabımızın ta kendisi...

Orada sakinleşirim, orada üretirim, orada doyarım, mis kokular ile keyiflenirim; orada eşim ile hem pişirir hem yer hem de saatlerce sohbet ederim. Ve ben tam sayıları çok severim, bu da 100. gönderi, o yüzden; tarifler yaratmaktan öte doyduğum, doyurduğum, ürettiğim mutfağımı paylaşmak istedim bugün... 100 gönderiye gelene dek, onlarca tarif ile pek çok kişi ile tanıştım, hepsi mutfağım sayesinde. Kendime saklamamışım iyi ki tariflerimi, çok keyif aldım, keyif aldıkça da paylaştım.

Arkası gelecek merak etmeyin, daha çok pişireceğim, daha çok paylaşacağım, denedim diyen herkese "yarasın" diyeceğim. Boşuna demiyor reklamda "mutluluk paylaştıkça artar" diye... Takibe devam!

Keyifli günler hepimizin olsun!

24 Şubat 2011 Perşembe

Krepleri ufalttık, pofudukluğu arttırdık!

İş yerlerinde, kamu binalarında, halka açık her alanda mutlaka görmüşsünüzdür “Tehlike anında camı kırınız!”. Bizim evde ise bu uyarı “kriz anında krep yapınız” şeklinde uyarlanmıştır. Canımız gecenin bir yarısı tatlı mı çekti, al sana kriz anı; camı değil kır yumurtayı, ekle malzemeyi, çırp güzelce, pişir, ye keyifle! Çok kısa bir süre içinde, işte kriz kontrol altında…

Bu sene ise kriz anlarında uygulamak üzere özel bir geliştirme yaptık. Krepleri ufalattık ama araştırmalar neticesinde pofudukluğu arttırdık. Onlara pofuduk mini krepler dedik. Bugün pofuduk mini krep tarifini paylaşayım, sunumdan da bir örnek vereyim; katların arasını doldurmak, gönlünüzce malzemeler ile tatlandırmak da size kalsın. E hadi o zaman buyrun bakalım mutfağa;

Pofuduk mini krepler (pancake) için malzemelerimiz;

  • 125 gram un
  • 230 gram süt (~1 tam 1/4 bardak kadar)
  • 1 yemek kaşığı sirke
  • 2 yemek kaşığı şeker
  • 2 çay kaşığı kabartma tozu
  • ½ çay kaşığı tuz
  • 1 yumurta
  • 1 yemek kaşığı yağ

Sütümüzü ekşitmek için içine sirke katalım ve 5 dakika süre ile dinlendirelim. “Neden?” derseniz; bu bir eski zaman tekniğidir. Eskiden insanlar sütü ekşitmek için bir-iki gün bekletirmiş, süt taze olduğu için de bozulmaz ama ekşirmiş, ancak şimdilerde marketten alacağımız pastorize süt açıkta bekletirsek bozulacağı için, içine bir parça limon suyu veya sirke katarak bu işlemi yapabiliriz. Ekşi sütün asidik yapısı hamur işlerine lezzet katacağı gibi pamuk gibi olmasını sağlayacaktır.

Un, şeker, kabartma tozu ve tuz gibi kuru malzemeleri bir kapta karıştırın.Yumurta, ½ yemek kaşığı yağ ve ekşi sütü kuru malzemeye ekleyin ve pürüzsüz bir karışım olana kadar çırpın.

Tavaya kalan yağı ekleyin ve bir kepçeden biraz az karışımdan dökün. Fazla yayılmasına izin vermeyin. Akışkanlığı azalınca öteki tarafını çevirin. Her iki tarafı da altuni bir renk alana kadar birkaç dakika süre ile pişirin.

Tüm karışım bitene kadar bu işlemi yineleyin. Bu malzemeler ile bardak altlığı boyutunda 9-10 pofuduk mini krebiniz olacak. Gerçekten pofuduk, kaşla göz arası ne hale geldiklerine inanamayacaksınız!

Peki biz nasıl yedik? Bazen arasına muz, kivi vb. yumuşak meyveler dizdik, bazen dulce de leche, çikolata kreması, reçel ya da bal sürdük yedik. Hatta bir akşam dulce de leche’in üzerine yer fıstığı da serptik pek leziz oldular, bir çırpıda tüketiverdik. Siz de deneyin, vazgeçemeyeceğinize eminim!

Kat kat tat olsun, afiyet olsun!

22 Şubat 2011 Salı

Sıradaki tarif "Yumurta dahi kıramam!" diyenler için gelsin!

Sabahları uyanınca, hele bir de hava kapalı olunca; hayatını renklendirecek, ağzını tatlandıracak, uyanır uyanmaz lezzetiyle kendine getirecek tarifler arıyor insan kendine. Kahvaltı da bu canlandırıcı tarifler için en güzel öğün, yedin yedin yoksa tüm günün tadı tuzu kaçar, eksik hisseder insan kendini, sabah alamadığı enerjiyi yanlış, gereksiz atıştırmalar ile telafi etmeye çalışır. Halbuki dengeli beslenmenin şartı, iyi bir kahvaltıdır.

Şikayet edenler, “kahvaltılık tarifler ver” diyenler vardı takipçiler arasında, bugün onlar için yeni kahvaltılık var sırada, her zaman ki gibi basit ana sunumu şık ve (bana güvenin) çok lezzetli… (Sırada daha neler neler! Takibe devam…) Kendimi eğlendirmek, ufkumu ve kahvaltı portföyümü genişletmek için dünya mutfaklarını incelerken keşfettim bu tarifi; sabah kahvaltımda yer verdim ve bundan sonra da sıklıkla yer verecek gibiyim bu leziz omlete, asıl adı ile Macar omletine… (Söylemesi ayıp pek beğenildi de!)

Macar Omleti için malzemelerimiz,

  • 1 küçük soğan
  • ¼ kırmızı biber
  • 2 minik domates
  • 1 çay kaşığı kırmızı biber
  • 1 tutam tuz
  • 2 yumurta
  • 1 yemek kaşığı yağ
  • Süslemek için : Maydanoz

Malzeme listesinde de görebileceğiniz gibi, geleneksel tüm Macar yemeklerinde olduğu üzere bu tarifte de kırmızı biber ve soğan var! Sabah sabah olur mu, pek ala oluyor, merak etmeyin ve hazırlık olarak soğan, biber ve domatesleri küçük parçalar halinde doğrayın.

Yağ eklediğiniz bir tavada sıra ile soğan ve biberi kavurmaya başlayın, yumuşayınca domates ile baharatı ekleyin ve 5 dakika daha ara ara karıştırarak kavurun!

İç malzeme kavrulurken, 2 yemek kaşığı su ekleyerek yumurtaları iyice çırpın.

Kavrulan malzemeleri kenara alın, tavadaki fazla sosu kağıt havlu ile silin ve çırpılmış yumurtayı ekleyin.

Yumurta pişince, servis tabağına alın, iç malzemeyi ortasına dökün, omleti ikiye katlayın ve maydanoz serperek süsleyin…

Yumurta bile kıramam diyenler, sesimi duyun, sevdiklerinizi bu basit ama sunumu şık ve lezzetli tarif ile uyandırın! Ya da henüz yanınızda değillerse, haydi staja başlayın! Bir tava, bir bıçak, bir çırpıcı ve kase ile kesme tahtası kirlendi sadece, bulaşığı da az hem…

Tadınız tuzunuz tam olsun, afiyet olsun!

Not: Mutfağa yeni başlayanlar veya henüz staj yapanlar ara ara paylaştığım "pratik öneriler" için Sütüme Sarelleme Karışma'nın facebook sayfasını takip edebilirsiniz!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...