8 Nisan 2011 Cuma

Yeşil elma ile olur mu tavuk bir arada? Sürpriz!!!

Doymak, doyurmak hatta misafir ağırlamak benim için de aynen pek çok kişi gibi çok büyük keyiftir; özenerek sofra hazırlamak; farklı örtüler, süslü sunumlar, renkli tabaklar ve şaşırtan tatlar! Öyle ki olmayacak malzemeler katılır birlikte tabaklarımıza ve bazen sürprizler de olur masamızda; sevdiklerim tahmin etsin isterim yediklerini tadına vara vara... Hatta bazen o kadar kaptırırım ki kendimi pişirmeye, deneysel çalışmalara; bir hayli hırpaladım kendimi zanneder afiyetle yiyenler… Halbuki işin sırrı pratik tatlarda!

Hele ki en güzeli şu havalı, adı uzun restoran yemeklerinden hazırlamaktır. Kısacık bir sürede, restoran tipi bir servis hazırlamak sürpriz değil de nedir? Uzunca süre mutfakta konakladığınız düşünülür ama bir çırpıda hazırlıklar bitmiştir. Üstelik olmadık malzemeler bir araya gelmiş, “hayatta yemem” diyenlere itina ile, afiyet ile çaktırmadan yedirilmiştir.

Ne de olsa hayat sürprizlerle daha güzel, daha keyiflidir…

İşte benim sürprizim, beni Maggi "Yokmu bir tabak daha?" yarışmasında 3. haftaya taşıyan mantar sosunda yeşilli tavuk sarma:

2 kişi için malzemelerimiz:

Tavuk sarma için;

  • 2 adet ince dövülmüş tavuk göğüs
  • 1/3 yeşil elma
  • 4-6 yaprak iri ıspanak
  • 1 adet kırmızı biber
  • 2 yemek kaşığı z.yağı
  • 1 çay kaşığı karabiber
  • ½ çay kaşığı tuz

Sos için;

  • 6-8 adet mantar
  • 1 yemek kaşığı un
  • ½ su bardağı süt
  • ½ çay kaşığı karabiber
  • ¼ çay kaşığı tuz

Garnitür mısır püresi için;

  • 1 ½ su bardağı tane mısır
  • 1 yemek kaşığı un
  • ¼ su bardağı süt
  • ½ çay kaşığı karabiber
  • ¼ çay kaşığı tuz
  • 1 yemek kaşığı z.yağı

Tarif ne kadar zahmetli gözükse de oldukça pratik, malzemeler ise her evde bulunabilecek cinsten.

İnce dövülmüş tavuk göğüslerini, et ürünleri için ayırdığınız kesme tahtanızın veya tabağınızın üzerine yerleştirin, içine iyice yıkadığınız 2-3 adet ıspanak yaprağı yerleştirin ve kibrit çöpü gibi ince ince doğradığınız 10-12 adet elma parçasını yatay olarak yerleştirin.

Tuz ve karabiber serpin ve size yakın geniş uçtan ileriye doğru rulo yapın. Bir ip yardımıyla sıkınca rosto gibi bağlayın.

Diğer tavuk göğsü için de aynı işlemi tekrarladıktan sonra önceden ısıttığınız suyun içine tavuk rulolarını yerleştirin ve 5-7 dakika etin sıkılaşması için pişirin. Suya tuz, karabiber ve 1-2 yemek kaşığı zeytin yağı ekleyebilirsiniz.

Tavuklar haşlanırken, ızgaranızın üzerine uzunlamasına dilimlediğiniz kırmızı biberi pişmesi için bırakın.

Haşlanan tavukları sudan çıkarın, ipini çözün ve biberin yanında ızgarada pişirmeye başlayın. Tavuk ve biber dilimlerinin ızgaraya yapışmaması için silikon fırça yardımıyla ızgaraya yağ sürebilirsiniz.

İnce ince dilimlediğiniz mantarları teflon tavaya koyun, mantar sularını salınca sırayla süt, un ve baharat ekleyin ve silikon bir karıştırıcı ile topaklanmaması için ara ara çırpın.

15 dakika sonunda tavuk ve biber dilimleri pişince, tavuk rulolarını parmak kalınlığında dilimleyin ve kırmızı biber dilimleri ile birlikte sırayla çöp şişlere geçirin. Garnitür olarak mısır püresini hazırlarken yeşilli tavuk sarmaları geçirdiğiniz şişleri ızgarada bekletebilirsiniz.

Mutfak robotunda belirtilen ölçüde mısırı öğütün. Yağı ısıtın ardından, mısır parçalarını teflon tavaya koyun ve biraz un ve süt ile baharat ekleyerek suyunu çekene kadar karıştırın.

Katılaşan püreyi dilerseniz dondurma kaşığı veya kalıp ile şekil vererek servis tabağına aktarın. Tabağın boş kalan kısmına mantar sosunu dökün ve sosun üzerine yeşilli tavuk sarmaları yerleştirdiğiniz şişleri ekleyin. Tabağı ince ince doğrayacağınız bir yaprak ıspanak ve maydanoz ile süsleyebilirsiniz.

Tavuğun içine saklanmış elma ile ıspanak, altında yatan, farkedilmeyi bekleyen mantar sos ve yanında mısır püresi… Hakikaten hayat sürprizlerle daha güzel değil mi?

Afiyet olsun.

5 Nisan 2011 Salı

Alo! Pratik Patlıcan mı? Çabuk gelin açım!

Koştururken insan doğru düzgün yemek yemeye yapmaya fırsat bulamıyor, doğrudur. Daha pratik çözümler peşinde koşuyor. Ama eliniz hemen yemek siparişi vermek için telefona gidiyorsa da kusura bakmayın bu sizin tembelliğiniz. Üstelik verdiğiniz sipariş de dakikasına kapınızda bitmiyor ya…

Bugün farklı bir tarz ile karşınızdayım. Malzeme fotoğrafı yok, burada önemli olan hız ama buna karşın lezzet! Aç olduğum bir öğle anını fotoğrafladım sizler için fotoğraflarda dahil 15 dakikada ne pişirdim bir bakalım!

Koşar adım giriyoruz mutfağa, dökme demir ızgaramızı ocağı yakıp üzerine koyuyoruz. Bir dakika süre ile ısınırken sebzelikten arzu ettiğimiz sebzeleri çıkarıyoruz. Isınınca silikon fırçası ile yağ sürüyoruz ve 1 dakika daha, bu sırada sebzeleri yıkıyoruz.

2 dakika oldu! Hadi hadi açım!!! Izgaranın oluklarına keskin kokmasın ama lezzet katsın diye bir diş sarımsak sürüyoruz.

Patlıcanları ince ince, verev doğruyoruz ve ızgaranın üzerine koyuyoruz ardından mantarlar ve ısınması için yiyeceğiniz kadar dilim ekmek…

Sebzeler alt üst 6-8 dakika süre ile pişerken peyniri ve maydanozu çıkarıyoruz dolaptan ve de unutmadan fırınlanmış sebze sosu; ama yoksa salça da olur domates suyu da, ekmek az ıslansın yeter. Arada sebzeleri alt üst etmeyi unutmayın.

Ekmeği tabağımıza alıyoruz, üzerine fırınlamış sebze sosumuzu sürüyoruz. Sonra ızgaradan sıra ile patlıcan ve mantar dilimlerini alıyoruz (Harikalar ızgaranın yanık izi çıkmış üzerine - dayan Özge!!!)

Sonra mini rende ile peynir rendeleyip, mutfak makası ile önceden ince dilimlediğimiz kırmızı biber ile maydanoz kırpıyoruz. Bir çimdik taze öğütülmüş karabiber, tuza gerek yok peynir var!

Bitti! Kaç dakika oldu? 10 -15 ? Değdi ama değil mi?

Rengarenk bir tabak, üstelik sebzesi, peyniri, baharatı tam. Sağlıklı, ev yapımı, evde bulunan malzemeler ile, birkaç dakika içinde; ne gerek var böyle bir tabak karşısında hazır gıdaya… Yaz yolda, haberiniz ola

Afiyet olsun!

2 Nisan 2011 Cumartesi

Bir yarışma heyecanı... Yok mu bi' tabak daha?

Rutin iş-ev arası geçen yaşam haricinde, insanın hayatında sürekli olarak odaklandığı yoğunluğu unutturacak, uğraşacak mevzuları olmalı bence... Benim için biliyorsunuz, bu mevzu yemek ve fırsat buldukça yüksek sesli müzik eşliğinde yürümek, koşmak. Yemek mevzusunda farklı heyecanlar var hatta bu aralar hayatımda!


Maggi'nin blog yazarları ile çıktığı serüvene dahil oldum, çalışan bir kadın olmama karşılık hazır ürünler ile aram olmasa da, tariflerde bu malzemelerin kullanılmasının zorunluluk olmayışı "evet" dedirtti bana. O kadar sıcak bir ekip var ki bu serüvenin arkasında, bitmek tükenmek bilmeyen sorularıma tane tane cevap verdiler, beni samimiyetleri ile fethettiler...


Özeti şu ki; 32 blog yazarı, her hafta, yeni bir kategori ve temaya uygun olarak, tamamen hayal güçlerine ve damak zevklerine göre tariflerini hazırlayacak, Lezzet Ustası Sahrap Soysal ve Maggi Jürisi, tarifleri değerlendirecekler. 4 hafta süren elemeler sonunda, finale kalacak olan yazarlardan dereceye girip ödüle layık görülenler olacak!

Uzun lafın kısası, ilk haftayı geride bıraktım, lezzetin geleneği çorba temasına uygun bir çorba yaparak! Sırada ikinci hafta var, hazırlıklar tam gaz devam ediyor ancak sizlere ilk haftaya ait, beni ikinci haftaya taşıyan tarifimi bizzat anlatmak isterim... Umarım beğenirsiniz!

------------------------------------------------------------------------

Samimi içecektir çorba; eti, sebzeyi, suyu, bakliyatı kaynaştırır. İç ısıtır, doyurur, keyif verir, yerken yormaz çorba! Yoldan geldiğimizde, açlığımızı derecelendiremediğimizde, bazen sabah kalkınca ya da hasta olunca ne deriz hep? “Bir çorba olsun yeter”. Bir çorba hep yeter, ne de olsa çorba mideyi sarar sarmalar, şehriye/kesme ile doyurucu olur, baharat ile lezzetlenir, yumurta ile terbiyelenir, krema ile yoğunlaşır, kıvamlanıp su kattıkça çoğalır; herkese, her keseye uyar… Şu bir gerçek ki çorba canlandırır, kan şekerini artırır, kaybedilen suyu-tuzu vücuda geri kazandırır. Ahmet Rasim boşuna dememiş “Kana kuvvet, göze fer, bana (mideye) ciladır çorba” diye…

Türkiye, kültür mozaiği, medeniyetin beşiği, yüzlerce mirasın kesişimi; muhteviyat benzer, içecek hep çorba olsa da her köşesinden farklı bir ek, farklı bir tat… Mesela bakliyatlı süt çorbası, benim bildiğim en az 5 yöre sahiplenir, biri de biziz nitekim. Artık İstanbul’luyuz desek bile, tam 120 sene öncesinde red edemeyeceğimiz bir Trakya gerçeği var köklerimizde… Tarifler o zamanlar dilden dile, oradan okur yazar aile üyelerine, sonra annemin 37 yıllık artık lime lime olan defterine, peşi sıra benim yepyeni defterime… Kulaktan kulağa biraz değişse bile, yine sıcak, yine samimi bir lezzet nihayetinde…

Açlık bastıran, mide yatıştıran bakliyatlı süt çorbası için malzemelerimiz;

  • 1 çay bardağı kesme (erişte)
  • 1 çay bardağı mısır
  • 1 çay bardağı haşlanmış nohut
  • 2 su bardağı süt
  • 2 su bardağı su
  • 1 yumurta sarısı
  • 4 yemek kaşığı limon suyu
  • ½ çay kaşığı tuz
  • ½ çay kaşığı karabiber
  • 1 çay kaşığı nane
  • 1 tatlı kaşığı tereyağ

2 bardak süte iki bardak su ekleyin ve kaynamaya bırakın. Kaynayınca içine kesmeleri ekleyin ve 5 dakika sonra haşlanmış nohut ile mısırı da ekleyin. 10 dakika süre ile orta ateşte kaynatın.

Çalışan kadının en büyük kurtarıcısıdır dondurulmuş bakliyat, bir gece önceden ıslatılan nohut veya fasülye haşlanıp da derin dondurucuda torbalara paylaştırılıp saklandı mı, iki dakika da piyaz da olur çorba da Ama asıl dert o haşlanan nohutları soymaktır bazıları için, işte püf nokta tam burada: Kağıt mutfak havlusunun arasına nohutları koyun, havluyu ikiye katlayın ve hafifçe, bastırmadan havluyu dairesel olarak hareket ettirin. Havluyu açtığınızda göreceksiniz ki, nohut kabukları havluya yapışmış ve işinizi kolaylaştıracak şekilde ayıklanmış olacaktır.

Bir kaseye ayırdığınız yumurta sarısı ile limon suyuna, tencerede kaynayan çorbadan bir veya bir buçuk kepçe yavaş yavaş ekleyin ve terbiyeyi ılıştırın. Yumurtanın pişmesini engellemek için yavaş dökmek ve karıştırmak çok önemli, bunun için minik-pilli mikserlerden faydalanabilirsiniz.

Hazırladığınız terbiyeyi yine yavaş yavaş çorbaya ekleyin ve kesilmemesi için dikkatle karıştırın.

Bir taşım daha kaynatın öncelikle tuzu ve ardından baharatı ekleyin. Tuzu en son eklemek yine terbiyenin kesilmemesi için bir püf noktadır, unutmayın. Servis ederken, eriteceğiniz tereyağına ekleyeceğiniz bir tutam nane ile çorbanızı süsleyebilir ve lezzetine lezzet katabilirsiniz.

Afiyet olsun,

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...